Ma & MAsal

Ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken…

“Masal” kelimesinin dilimize Arapça’dan “misal, mesel” gibi örnek bir kökten gelmiş olduğu bilinse bile, Türk Dilbiliminde: –sal ve –sel ekleri, kök kelimeye aidiyet anlamı verir. Türkçe’ de: evren, evren-sel; ulus, ulus-al; kır, kır-sal; yaşam, yaşam-sal… gibi pek çok örneklerle de belirginleşen bu durum Türkçe’nin dil zenginliğinde “Masal‟ kök ve kelime bütünlüğünde de benzer bir dil yapılanışını taşıyarak Anadolu’nun kadim köklerine ışık tutacak, eski ancak yeni kolektif bir anlayışı da beraberinde getiriyor.


2020 Yılı Temmuz ayında Maya Kitaptan çıkan ilk kitabım “Mitoterapi Ma’sal”; yukarıda belirttiğim MAsal dil etimolojisine dayanan temel görüşe giriş niteliği taşıyor. Mitoloji, tıpkı masallar gibi, bilim gibi insanın kendini, varoluşu kavrama, anlamlandırma, açıklama çabasının ürünüdür. Hayatın pek çok alanında ve pek çok disiplin içinde eski bilgelik kaynaklarının sıkça karşımıza çıkmasının sebebi de, insan ve varoluş için evrensel bir “felsefe taşı” olmasıdır.

Mitoterapi kuramı, ülkemizde henüz çok yeni bir kavram. Bu kavram genel çerçevede mitoloji, masal gibi evrensel kaynaklarla beslenirken, kadim ve evrensel bilgelik hikâyeleri içinde yer alan arketipler ve sembol dili (kolektif bilinçdışı çözümlemeleri) aracılığıyla varoluşa ve insanlığın gelişim aşamalarına ışık tutan, aynı zamanda, bireyin, duygu, düşünce ve ruh dünyasını düzenleme – yeniden yapılandırma etkisi üzerine kurulmuş terapötik de bir yöntemdir. Mitoterapi; Kişinin varoluş algoritmalarını çözümleyerek anlam bulmasına, arketipler aracılığıyla kendini gözlemlemesine, bilinç ve bilinçdışı etkileri fark etmesine, içindeki şifa bilgeliğinin ortaya çıkmasına ve kendini yeniden inşa ederek gerçekleştirmesine olanak sağlayacak araçların verildiği bütünlük ittifakıdır.

MAsal‟ dil etimolojisi kendi algoritmaları içinde varoluşsal, ulusal ve evrensel güçlü bir etkiyi beraberinde taşımaktadır. Masal etimolojisinin öz kaynaklarla yüksek bir perspektifle değerlendirilmesi bu anlamda çok değerlidir. “Masal‟ kelimesi dil kökü ve etimolojisi olarak Luvice’dir.


Anadolu, Grekçe’de (olası Luvice) Anatole’den gelir ve ’doğmak, yükselmek’ anlamını taşır.
Bu nedenle ‘Ma’nın medeniyet beşiği Anadolu’dur.

Anadolu yani Tor’ların ülkesinin insanlarının bu soydan oluştuğunu söyleyebiliriz. Çünkü toprak dönüşüm ve ölümün simgesidir, toprağa dönüş ve topraktan yeniden doğuştur. Medeniyete geri dönüştür. Torların ülkesi, yüksek yerlerin ülkesi, ışıkların ülkesi, boğaların ülkesi; Anadolu! Bu anlamda; Mu ve Atlantis’in batışı bir son değil, bir başlangıçtır.


MA’nın doğduğu ve yükseldiği yer Anadolu’dur.
MA”: Komama (Kutsal Ana) ve Vanesa (Ana Kraliçe) olarak Komana’da (Kutsal toprakta) kendi nesliyle yer bulur… O, tüm tanrı – tanrıça arketipleri ve masal neslinin anası, o kilden oluşan ana tanrıça heykelciklerin zengin öz toprağı…

O, Mu’ dan Anadolu’ya Luvilerin ışığıyla taşınarak yükselen tek hece; “MA‟!
O, zengin medeniyetlerin beşiğinde tıngır mıngır sallanan ana…


Bu nedenle ne biz Ma’nın dışındayız aslında, ne de masal bize uzak.


Masal Nesli! Yüzbinlerce yıl önce yaşam yeraltındaki mağaralarda devam ederken, dışarıda yaşanan ve anlam veremedikleri doğa olaylarından, oluşan gölgelerden, seslerden, görüntülerden korkmasın ve hayata hazır bulunsunlar diye, düş evreninin zenginliğindeki ondan yükselen Masallar ile büyüdüler. Ve her Masal nesli, karanlık mağaralarındaki bilgi ışığını, geleceğin ümidi, taşıyıcısı ve kurtarıcısı olduğunu düşündüğü yeni nesle aktararak; aslında ilk anlatıcıların yani ilk masalcıların da birer hikaye anlatıcısı, aynı zamanda mitolojik birer kahraman olabileceğini kanıtladılar. Bu kahramanların sözleri, özdeki beni (insanı) ve düşünceyi tamamladı.


Göklerin Kral ve Kraliçesi, Kûn ve Ay, tanrısal gücü birlikte taşırken topraktan oluşan bedenlerimize, ay değişimle geçer halden hale, güneş her gün aydınlık yüzü ve bilgelikle doğar Masal düzenimize. Mihr ü Mah ile mühürlenen eril ve dişil gücün ‘tanrısal güç ve kutsal birliğin’ simgesi güneş ve hilal, yeryüzü tezahürü hayat ağacıyla tarihimizin yapraklarında taçlanır Tengricilik ve Göktürkler’de, Kûn ve ay tamgası ile… Ayrıca göklerin krallığından parıldar sekiz köşeli yıldız; “ Gerçek insan olma bilinç ve erdemini” saklı tutar her bir köşesinde ve Masal nesline fısıldar: “Merhametle, şefkat, sabır, sır ehli, adalet, sadakat, cömertlik ve Yaratıcıya şükür ile tamamlayın masal yolculuğunuzu.”
Biz Ma’nın çocuklarına gelince; Bizler ne zaman ki yaratıcının ışığıyla, öz benliğimizin ve irademizin farkına vararak derin uykumuzdan uyanacağız, işte o zaman yitirdiğimiz ışığa „öz benliğimize‟, koşulsuz sevgiyle sınırları çizilmemiş öz değerlerimize ve öz bütünlük masalımıza kavuşacağız…

Evren Balgöz

[Academia Edu.17.05. 2022 Makalesinden alıntı]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s